bir müzik dinliyordum.. müziğin sesi hayaldi.. müzik içimde, müzik dışımda, sözler aklımın başka bir kenarında.. oysa aşk hayaldir diyenlerin aksine hayale aşık oluyordum her an .. hayat mı , hayal mi derlerdi.. ben hayallerini gerçekleştirenlerden olmuştum hep.. o zamana kadar. ''be careful what you wish for / this is your life'' diyordu Marc Anthony.. hiç idrak edememiştim anlamını..artık sevmiyordum.. biri gözlerime baktığında içimi okumuyordu. biri yanımda olmak için dünyaları vermiyordu..
müzik sustu.. sözcükler bir aşktan arda kalanlar değildi.
Delicesine yağan yağmur altında, geçtiğimiz salı başlayan yolculuk, ‘hamdolsun’ ki hayırlısıyla bitti. Budapeşte parlamento binası önünde start ve Kalocsa, Mohaç, Osijek, Novisad etapları sonrası Belgrad. Hırvat ve Sırplar mükemmel hazırlanmışken, Macarlar’ı bu konuda heyecansız buldum. Hırvat ve Sırp polis güçlerine, sınır görevlilerine ve halklarına teşekkür etmek isterim. Evimizde gibiydik, tüm sporcular mutluyduk.
Umarım bu yazıyı okumak için azda olsa zamanınız olur. Ne adına yazıldığı bilinmeyen, yarı faşizm kokan yüzeysel yazılardan sıkıldığım ve rahatsızlık duyduğum için genel olarak bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim.
Son dönemlerde okuduğum çoğu yazıda, farklı bir savaşımın izleri var. Bir tarafta APK, diğer tarafta CHP. İki farklı kutbun savaşımı bu;Cumhuriyetçilerle ülkeyi karanlığa götürenlerin savaşı (!) Bir taraf laik,üniter, "demokratik" (!), tek sesli bir kanun devletini savunmakta; diğer taraf ise sistemin bütün yararlarından vazgeçemeyeceği bir seviyede faydalanan, ama bunun yanı sıra dine dayalı bir sistem yaratmaya çalışmakta.Sizce sistemin tüm yararlarından faydalanan; şirketler kuran, ticaret yapan,holdingleşen egemen bir yapı, din adına da olsa bu sistemin değişmesini ister mi? Aslında cevabı belli olan bir soru, fakat iki tarafta tuhaf birkorkuya sığınmış ve birbirlerine karşı acımasızca saldırıya geçmiş durumdalar ve bu da ister istemez bir kutuplaşmaya neden oluyor
Dün Hülya Avşar erkek arkadaşı Sadettin Saran'dan ayrılıp, 15 dakika sonra 'Şaka yaptım, biz ayrılmadık' dememiş. Hatta Saran ile kardeşi Helin, Güneydoğu'ya gitmiş. Helin'in yeni sevgilisi diye hiçbir erkek gösterilmemiş. Eski sevgili veya adaylar ile idare edilmiş.
Pardon... Dün Gülben Ergen'i hiçbir gazetede ve TV'de göremedim. Sadece reklam filminde 'büyük star' havalarında gözüküyordu. Acaba ne oldu? Hasta filan mı? Gerçi karnı iyice büyüdü, mutlu güne az kaldı ama... Biz de ikizlerin her gün kaç tekme attığını merak ediyoruz. Alıştırdı bir kere...
Gökyüzü nün mavi görünmesinin (dikkat! olmasının değil görünmesinin! çünkü normalde atmosferimiz daha doğrusu hava renksiz bir gazdır!) tek sebebi kırılma hadisesidir.
Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacılar tarafından hemen saçılırlar. Fakat kırmızı ışık (ki en büyük dalga boylu ışıktır!) saçılmak için daha büyük parçacıklara çarpmak zorundadır.
Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.
Dilek Önder hanımefendinin yazısına yaptığım yorum ve aldığım cevapla birlikte başladım düşünmeye bugünün düzeni hakkında. Sevmekten zarar görmenin riskini taşımaya bile cesaretimiz yok artık. Ne kadar bencil bir dünyada yaşıyoruz. Farkettim...
Dilek hanım 14 Mayıs tarihli Vatan gazetesinde yazdığı yazıda kadınlara çalışın, işinize sahip çıkın demiş ve Berrak Tüzünataç'ın Nejat İşler'e vakit ayırmak için işinden vazgeçmesini garipsediğini belirtmiş.
Günlük 30 ila 60 dakika arasında yapılan tempolu yürüyüş kasları çalıştırır, Metabolizmayı hızlandırır.Böylelikle kilo almayı önleyebilir ve kilo kontrolü sağlayabilirsiniz. Günde bir saatlik yürüyüş kalp hastalıkları riskini en aza indirecek sizi birçok hastalıktan koruyacaktır...
NASIL YÜRÜYECEKSİNİZ?
Kilo vermek ve verdiğiniz kiloyu kontrol altında tutma konusundaki en önemli faktörlerden biri vücudun harcadığı kalori miktarıdır. Dolayısıyla kilonuzu kontrol etmek için en pratik yöntemlerden biri her gün düzenli yürüyüş yapmak olacaktır.
Hanımlarımız diyet yaparken çeşitli sorunlarla karşılaşıyorlar. Bunlar arasından en çok sorulanları yanıtladım...
1- Kilo verirken vücudum sarkıyor
Vücut enerji üretimi için proteine ihtiyaç duyar. Yeterli protein alamayan vücut kas yapamaz. Vücut bu durumda protein ihtiyacını karşılamak için kas proteinlerinden kullanmaya başlar ve bu durum kas dokusu gevşemeleri sonrasında sarkmaya neden olur. Hızlı kilo kayıpları ya da proteinin yetersiz olduğu diyet programları vücudunuzdaki sarkmaların nedeni olacaktır.
Oldukça yogun bir ay içersine giriyorsunuz çok insanlarla konuşucak çok yollar yapıcaksınız.Yollarınızdan bazıları sıkıntılı geçicek çözumlenmesi gereken birçok işiniz var bunları halletmeniz üstesinden gelmeniz lazım.Kendi işinizi kendiniz görmek istıyor yardım beklemiyorsunuz zaman zaman sıkılsanızda siz kendiniz hallettinizmi başarılı sonuçlar alıyorsunuz.
Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,EkonomiAnasayfa - Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,Ekonomi - Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,Ekonomi
Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,EkonomiAnasayfa - Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,Ekonomi - Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,Ekonomi
SonDakika Haber
Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,EkonomiAnasayfa - Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,Ekonomi - Bayanların Yeni Adresi :) Aşk ,Cinsellik,Fal,Astroloji,Ekonomi